<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ÖMUR TOPAÇ &#8211; Justice Square</title>
	<atom:link href="https://www.justicesquare.com/blog/tag/omur-topac/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.justicesquare.com</link>
	<description>Justice Square</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Jan 2023 13:50:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-GB</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://www.justicesquare.com/wp-content/uploads/2023/02/cropped-LOGO-32x32.png</url>
	<title>ÖMUR TOPAÇ &#8211; Justice Square</title>
	<link>https://www.justicesquare.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye’deki Hukuksuzluğun Meşruiyet Kaynağı: YARGI</title>
		<link>https://www.justicesquare.com/blog/2023/01/12/turkiyedeki-hukuksuzlugun-mesruiyet-kaynagi-yargi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jan 2023 13:50:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Articles]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Bahadır ASLAN]]></category>
		<category><![CDATA[TURKISH WRITINGS]]></category>
		<category><![CDATA[2014 HSK seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[ANAYASA MAHKEMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[AYM]]></category>
		<category><![CDATA[BANK ASYA]]></category>
		<category><![CDATA[BAROLARBİRLİĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[BYLOCK]]></category>
		<category><![CDATA[DANIŞTAY]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenekon ve Balyoz]]></category>
		<category><![CDATA[HAKYOL]]></category>
		<category><![CDATA[HAKYOLꓹ Menzil]]></category>
		<category><![CDATA[HTS]]></category>
		<category><![CDATA[iktidarın köpeği]]></category>
		<category><![CDATA[ÖMUR TOPAÇ]]></category>
		<category><![CDATA[Perincek]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza Zarrap]]></category>
		<category><![CDATA[sendika]]></category>
		<category><![CDATA[YARGITAY]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.justicesquare.com/?p=1815</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye 17/25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarıyla birlikte Anayasal güvencelerden ve evrensel ilkelerden uzak anti demokratik uygulamaların merkezi haline geldi. Bu sürecin başlamasını esasen tetikleyen sebepler her donem bu ülkede hukuksuz uygulamaları yapmayı kendinde hak gören devlet içinde yuvalanmış ve kimi zaman kendilerini derin devlet olarak tanımlaya kliklerin deşifre olmasıydı. Ergenekon ve Balyoz süreciyle başlayan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye 17/25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarıyla birlikte Anayasal güvencelerden ve evrensel ilkelerden uzak anti demokratik uygulamaların merkezi haline geldi. Bu sürecin başlamasını esasen tetikleyen sebepler her donem bu ülkede hukuksuz uygulamaları yapmayı kendinde hak gören devlet içinde yuvalanmış ve kimi zaman kendilerini derin devlet olarak tanımlaya kliklerin deşifre olmasıydı. <strong>Ergenekon ve Balyoz </strong>süreciyle başlayan bu açığa çıkarma sürecinin sonucu devlet yavaş yavaş illegaliteden kurtulmaya başlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devlette bir taraftan temizlik başlarken diğer taraftan iktidarın nimetleriyle akıl tutulması yaşayan hükûmet kanadı bir başka pisliğin içine dalmıştı. Yaptıklarından daha fazlasını keselerine indirmek ve malvarlıklarının büyütmek adına <strong>Rıza Zarrap</strong> gibi şarlatanlarla işbirliği yapmaktan tutun da her turlu para getiren illegalitenin içine girmişlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İktidar ve şürekâsının bu fosseptik çukura dönüşen yolsuzluk ve devletin parasına çökme &nbsp;işlerinin temizliği ise 17/25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarıyla başladı. Ancak geçmişin derin kliklerinin ortadan kaldırılması ve devletin temizlenmesine ses çıkarmayan iktidar kendisinin oluşturduğu pisliğin temizlenmesine ise müsaade etmedi. Zira rüşvet ve yolsuzluk batağı kişisel veya iktidarın içinde bir kliğin işleri olmaktan çok <strong>“tepeden tırnağa”</strong> tabiriyle izah edilecek nitelikteydi. Diğer bir ifadeyle en üstten en alttaki ilçe başkanına kadar organize bir <strong>modern hırsızlık sistemine </strong>dönmüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte gerek geçimisin vesayetçileri ve gerekse modern zamanın hırsızlarını temizlemek için çok ciddi mücadele eden bir yargı çok geçmeden altına konan siyasal dinamitlerle yok edildi. Çünkü iktidar partisinin bir vekilinin dediği gibi <strong>“insanların günah işleme özgürlüğüne”</strong> müdahale edilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suçüstü yakalanan <strong>geçmişin derin klikleri</strong> ile boğazına kadar yolsuzluğa bulaşan <strong>modern iktidar hırsızları</strong> çıkışın kendilerini suçüstü yakalayanları cezalandırmaktan geçtiğini anlayarak bir anlaşma yoluna girdiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu iki suçlu grubun var olmak için yaptıkları anlaşma gereğince kendilerini yok eden yargı başta olmak zere bütün devlet kurumları etkisizleştirilecek; namuslu hâkimꓹ savcıꓹ polisꓹ asker ve diğer kamu görevlileri sistemden çıkarılacaktı. Hükûmet bu işte başarılı olmak için bütün hukuksuzluklarını bulaştırdığı başta <strong>HAKYOL</strong>ꓹ <strong>Menzil</strong><strong> </strong>ve <strong>İlim Yayma Vakfı </strong>olmak üzere bütün iş yapabilecek cemaat ve tarikatları devlet nimetleriyle ve elinde tuttuğu sopayla kendi saflarında savaşa hazır hale getirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hükümet ile kol kola giren<strong> geçmişin derin klikleri</strong> ise hale deşifre olmamış unsurlarıyla MİTꓹ emniyetꓹ jandarma ve muhalefet partilerindeki bütün unsurlarıyla demokratik temizlik hareketini yapanları belirleme ve ortadan kaldırma çalışmalarına başladırlar. &nbsp;Bunun en kolay yöntemi onları&nbsp; bir camiaya dahil ettikten&nbsp; sonra şeytanlaştırmaktı.&nbsp; Kendilerini deşifre eden insanları önce <strong>Paralel Devlet Yapılanması</strong> olarak tanımladılar bu tanım yeterli olmayınca bu defa örgüt söylemini kullanmaya başladılar.&nbsp; Nihayetinde ise Gülen Hareketi yapılan hırsızlıklara ortak olmadığı için açık ve aleni hedef haline getirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gülen hareketini ortadan kaldırmak için kurulan bu suç oluşumu 17/25 Aralık operasyonlarıyla birlikte aktif faaliyetlere ve eylemlere başladılar. Suç ortaklığının askeri ve derin kanadındaki ulusalcıların lideri <strong>Perincek’in </strong>söylemiyle <strong>“iktidarın köpeği”</strong> olacak bir yargı inşa etme sürecine girdiler. Gerek meclisten çıkarttıkları Anayasa’ya aykırı kanunlar ve gerekse idari kararlarla önce Paralel Yapı temizliği adı altında hukuk dışı her türlü eylemi gerçekleştirdiler . Ancak bekledikleri oranda toplumda karşılık bulamayınca bu defa kontrollü darbe planıyla sonuca gitmeye çalıştılar. Artık adını çerçevesin ve delillerin kendilerini belirlediği bir terör örgütü kurmuşlardı . Geriye sadece bu örgüt torbasına konulacak insanları belirlemek kalıyordu. Bunu da sahadaki ekipleri sayesinde çok önceden oluşturdukları fişleme listeleriyle kısa zamanda hallettiler. Darbe girişimi bitmeden listeler havada uçuşmaya başlamıştı bile.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda özetlediğim derin klikler ile modern hırsızların ittifakı süreci ve ortaya koydukları eylemlerde at başı olarak kullandıkları temel unsur her zaman <strong>YARGI </strong>olmuştur. Zaten Erdoğan daha Başbakan iken 17/25 Aralık operasyonları sonrası yaptığı açıklamalarda yeniden yapılandırılan <strong>bundan sonraki operasyonların sulh ceza hakimlikleri üzerinden yürütüleceğini </strong>söylemesi bu sürecin başlangıç noktası olmuştur. Sonraki süreçte MİT kontrolünde ve devletin bütün imkânları kullanılarak <strong>2014 HSK seçimlerini</strong> kazanmaları gerekiyordu. Hâkim ve savcılar bazen doğrudan bazen zımni tehditlerle veya sicil affı ve <strong>1100 </strong>TL zam sözüyle HSK seçimlerini kıl payı da olsa kazanarak yargıdaki kontrolü ele geçirdiler. Sonraki süreçte yargıyı etkisizleştirip <strong>Saray uşağı</strong> haline getirecek Anayasal ve yasal düzenlemelerle yol almayı başardılar. Zaten 15 Temmuz darbe girişimi bahanesiyle <strong>5000 </strong>civarında namuslu hakim ve savcıyı meslekten atınca meydan hırsızlık ve hukuksuzluk yapmaya müsait hale gelmiş oldu. &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Artık yaptıkları her türlü hukuksuzluğa fetva verecek ve hukuken kendilerine meşruiyet tanıyacak bir <strong>YARGILARI</strong> vardı Bu yargıda ittifakın unsurları olan AKP’lilerꓹ Ulusalcılarꓹ <strong>HAKYOLCULARꓹ </strong> Menzilcilerꓹ Okuyucularꓹ Süleymancılarꓹ İlim Yaymacılarꓹ Milliyetçiler ve tabi ki sözde solu temsil eden <strong>ÖMUR TOPAÇ</strong>’cılar kendi payları oranında yargıdaki yeniden yapılanmadan pay alıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖMUR TOPAÇ</strong> her ne kadar sonraki süreçte de muhalefetin kontenjanından Meclis tarafından HSK’ya seçilmiş ise de bugüne kadar ihraç edilen yaklaşık <strong>5.000</strong> hakim ve savcının hukuksuz ihracının altına gözünü kırpmadan imza atmış ve tek satır muhalefet şerhi yazmamıştır. Dolayısıyla bugün yargı içerisinde oluşturulan ittifak esasen Türkiye’deki muhalefetin de hukuksuzluklar karşısında sus pus olmasını çok güzel açıklıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Artık iktidarın gözünün içine bakan <strong>SAVCILARI</strong><strong>ꓹ</strong> yüzbinlerce insanın haksız tutuklanmasını sağlayacak <strong>SULH CEZA MAHKEMELERİ</strong>; Bank Asya’da hesabı olmasından dolayı onları terör örgütü üyeliğinden cezalandıracak <strong>AĞIR CEZA MAHKEMELERİ</strong>; koca bir camiayı 7 katmana ayırıp bazı katmanları hiçbir eylemi olmasa da sanal olarak suçlu ilan edecek bir <strong>YARGITAYLARI;</strong> hukuksuz ihraçlara dur demek yerine REİSLERİYLE çay toplamaya gidecek &nbsp;bir <strong>DANIŞTAYLARI </strong>ve bütün bu hukuksuzluklar nedeniyle kendisine gelen vatandaşa “burada bir hukuksuzluk yok “ diyecek &nbsp;ancak Erdoğan’ın önünde iki büklüm eğilecek bir <strong>ANAYASA MAHKEMELERİ</strong> vardı. Tabiri caizse her türlü hukuksuzluğa uygun fetvaları verecek yargı mercileri oluşmuştu.&nbsp; İktidarın köpeği olacak bir yargı hayalı gerçeğe dönüşmüştü. &nbsp;Tabi burada bunca hukuksuzluğa karşı tek söz etmeyen aksine hükumeti ayakta alkışlayan sözde akademisyen ve TBB Başkanı <strong>Metin Feyzioğlu</strong> <strong>gibi</strong> <strong>TİPLERİ </strong>de hukuksuz sürece katkılarını unutmamak lazım. Ha birde sert zamanlarda hukuksuzluğu normal bir durum gibi vatandaşa anlatan ve ne hikmetse bütün kanallarda sandalyeleri hazır bekleyen ve araba lastikleri konusunda dahi konuşmaya yetkin &nbsp;<strong>Ersan Şenleri de </strong>unutmamak lazım.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin anti demokratik yapılanması sürecinin mimarları 17/25 Aralık süreciyle başlayan 8 yıllık süreçte yaptıkları hukuksuzluklar gün yüzüne çıkmaya başlayınca yeni arayışlara girdiler. Hukuksuzluklar&nbsp; iç hukuk yolları tükenip de AİHM ve BM ‘ye taşınmakla birlikte hükûmet hesap veremez hale gelmişti. Yapılan hukuksuzlara verecek tek satır gerekçe bulamıyorlardı. Uluslararası kurumlara karşı söyleyecek sözleri olmayan iktidar yine kurtuluşu <strong>kuklaya</strong> çevirdiği yargıda buldu. Bu nokta da &nbsp;hükûmetin elini güçlendirmek için başta Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi sözde ve muhtemelen genele yaygınlaştırılmayacak <strong>afili kararlar</strong> vermeye başladılar. İnsan hakları ve özgürlük kokan bu kararlar iyi bir <strong>makyaj</strong> çalışmasıydı. Uluslararası kurumlara sunulmak üzere sipariş ve nokta atışı kararlar peş peşe çıkmaya başladı. Anayasa Mahkemesi <strong>sohbete</strong> katılma<strong>ꓹ</strong><strong> sendika</strong> üyesi olma ve &nbsp;<strong>HTS </strong>kaydı gibi suç olmayan eylemlerin suç olmadığını &nbsp;<strong>6 yıl</strong> geçtikten sonra anladı. Suçsuz insanlar cezasını çekip cezaevlerinden çıktıktan sonra sözde <strong>PARDON</strong> denilmişti<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a>.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine birçok kararda insanlar <strong>BANK ASYA’ya</strong> para yatırılması nedeniyle nedeniyle tutuklanıp cezaevlerine düşerken &nbsp;ve 2013 tarihinden sonraki para yatırmaları otomatik örgüt talimatı kabul eden <strong>AYM</strong> &nbsp;&nbsp;tamı tamına 6 yıl geçtikten sonra şimdilerde TMSF’ye devredilen <strong>Bank ASYA’</strong>daki katılım fonunun bloke edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine hükmetti<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte Türkiye’nin bu karanlık çukura düşmesinde at başı olarak kullanılan yargının en üst organı olan <strong>AYM</strong> Erdoğan’ın talimatlarıyla &nbsp;konjonktürel kararlar vermeye başladı. Ancak amaç hukuksuzlukları gidermek değil uluslararası camaida kaybedilen imajı kurtarmaktı. Ancak bizim gördüğümüzü <strong>AİHM</strong> ve <strong>BM</strong> gibi uluslararası kuruluşlarda gördüğü için artık çoğu konuda AYM etkin bir iç hukuk yolu olarak bile görmemektedir. Dolayısıyla ne kadar hükûmetin talebiyle sipariş kararlar verirlerse versinler <strong>AİHM</strong> ve <strong>BM</strong> eliyle gerek <strong>HÜKÛMETİN</strong> ve gerekse <strong>YARGININ</strong> insanlığa karşı suça dönüşen hukuksuzlukları tescillenecektir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="has-small-font-size wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a><em>&nbsp; Bilal Celalettin Şaşmaz</em>, B. No: 2019/20791, 18/10/2022, https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2019/20791</p>



<p class="has-small-font-size wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[2]</a> &nbsp;<em>Ayşe Sabahat Gencer</em>&nbsp;[GK], B. No: 2018/34950, 20/10/2022, https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2018/34950</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
