<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ADALET BAKANLIĞI &#8211; Justice Square</title>
	<atom:link href="https://www.justicesquare.com/blog/tag/adalet-bakanligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.justicesquare.com</link>
	<description>Justice Square</description>
	<lastBuildDate>Sun, 12 Oct 2025 12:43:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-GB</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://www.justicesquare.com/wp-content/uploads/2023/02/cropped-LOGO-32x32.png</url>
	<title>ADALET BAKANLIĞI &#8211; Justice Square</title>
	<link>https://www.justicesquare.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>TÜRKİYE’DE 15 TEMMUZ SONRASI İŞLENEN NEFRET SUÇLARI</title>
		<link>https://www.justicesquare.com/blog/2025/10/12/turkiyede-15-temmuz-sonrasi-islenen-nefret-suclari-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Oct 2025 12:43:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Actual]]></category>
		<category><![CDATA[Articles]]></category>
		<category><![CDATA[Editor]]></category>
		<category><![CDATA[Türkish]]></category>
		<category><![CDATA[TURKISH WRITINGS]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[ADALET BAKANLIĞI]]></category>
		<category><![CDATA[Hate crime]]></category>
		<category><![CDATA[Hate Crimes]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[İçişleri Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Suçları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.justicesquare.com/?p=1898</guid>

					<description><![CDATA[Bilindiği üzere, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası başta Gülen Hareketi mensupları olmak üzere muhalif kesime yönelik başlatılan soruşturmalarda sistematik ve toplu gözaltı ve tutuklama kararları verilmiş ve adeta rejim mahkemelerine dönüşen yargı mercilerince ağır cezalara çarptırılmışlardır. Bu hukuksuz süreçte insanların en temel hakları olan özgürlük ve güvenlik ile adil yargılanma hakları bir devlet politikası olarak &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;">Bilindiği üzere, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası başta Gülen Hareketi mensupları olmak üzere muhalif kesime yönelik başlatılan soruşturmalarda sistematik ve toplu gözaltı ve tutuklama kararları verilmiş ve adeta rejim mahkemelerine dönüşen yargı mercilerince ağır cezalara çarptırılmışlardır. Bu hukuksuz süreçte insanların en temel hakları olan özgürlük ve güvenlik ile adil yargılanma hakları bir devlet politikası olarak ellerinden alınırken gerek ceza evlerinde ve gerekse sivil hayatta bu nefret politikasının etkisi ile sivil ölüme terkedilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;">Bu sivil ölüme terk sürecinde başvurulan yöntemlerden biri de nefret söylemi ve suçlarıdır. Türkiye’de 17/25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarıyla başlayan ve 15 Temmuz darbe girişimiyle devlet politikası haline gelen nefret söylemi ve devlet uygulamaları toplumda da karşılık bulmuştur. İktidar mensupları ve devlet görevlilerinin geliştirdiği nefret politikaları doğrudan eyleme dökülmüş ve ortaya çok ciddi <strong>nefret suçları</strong> çıkmaya başlamıştır. Kamu görevliler tarafından gerek cezaevinde ve gerekse sivil hayatta başta KHK’lılar olmak üzere muhalif kesime yönelik gerçekleştirilen şiddetꓹ tehditꓹ yaralama ve taciz gibi eylemlerin benzerlerinin sivil vatandaşlar tarafından da <strong>nefret saikiyle</strong> işlendiği görülmektedir. Bu noktada vahim olan ise bu eylemlerin yargı mercilerince cezasız bırakılmasıdır. Burada iktidar söylemiyle bir politika olarak geliştirilen muhaliflere yönelik nefret söylemi yargı eliyle de koruma altına alınmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;">Son günlerde; deprem nedeniyle <strong>TUBİTAK</strong> tarafından verilecek burs bakımından KHK’lı olmaması koşulu getirilmesi veya deprem nedeniyle alınacak banka kredisinin başvurucunun eşinin KHK ile ihraç edilmiş olması nedeniyle reddedilmesi ya da <strong>YÖK’ün</strong> KHK ile ihraç edilip iadesine karar verilen öğretim görevlilerinin İstanbul, Ankara ve İzmir illeri dışına yapılan atamalarının “Geri Alınmayacağına” ve “AYM kararının uygulanmayacağına” dair işlemleri veyahut <strong>İş Bankası</strong> tarafından KHK’lı depremzede için banka hesabı açılmaması Türkiye’deki nefret eylemlerinin geldiği noktayı ortaya koymaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;">Bu zamana kadar bu hukuksuzlukların uluslararası kuruşlulara taşınması ve bu kuruşluların raporlarında yer bulması için yoğun bir gayret sarf edilmektedir. Bu kapsamda, Türkiye’de son dönemde gerçekleştirilen nefret suçlarının tespit ve uluslararası raporlara yansıtılması için <strong>Justice Square Foundation (JSF)</strong> bünyesinde yeni bir çalışma başlatılmıştır. Bu noktada çalışmanın sağlıklı yapılabilmesi ve doğru verilerin sahadan toplanabilmesi bakımında öncelikle nefret suçlarını oluşturan eylemlerin tespiti ve <strong>“nefret suçu”</strong> kavramının kısaca açıklanması gerekmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;"><strong>Nefret suçu</strong>; bir kişiye veya gruba karşı ırk, dil, din, cinsiyet ve cinsel yönelim gibi ön yargı doğurabilecek nedenlerden ötürü işlenen, genellikle şiddet içeren suçlardır. Eğer bu suç bir defaya mahsus olarak işlenmemişse ve süreklilik arz ediyorsa, suç işleyenler <strong>nefret grubu</strong> olarak tanımlanmaktadır. Burada kanunda suç olarak tanımlanan eylem mağdurun kimliğinden kaynaklı duyulan nefret nedeniyle sistematik ve planlı bir şekilde işlenmektedir. Diğer bir ifade ile nefret saikiyle yaygınlaşan bir durum söz konusudur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;">Uluslararası kuruluşlar nefret suçu ve söylemiyle mücadele adına yılık raporlar yayınlamakta ve muhatap ülkeler bu konuda gerekli tedbirleri almaya davet etmektedirler. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı  <strong>(AGİT)</strong> bu kurumlardan biridir. AGİT’e göre ortada bir nefret suçunun bulunduğuna karar verebilmek için, suç teşkil eden bir eylemin <strong>nefret saikiyle</strong> işlenmiş olması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle burada <strong>özel bir kast</strong> bulanmaktadır. Burada nefretin kaynağı ise mağdura karşı ait olduğu ırk, milliyet, etnik köken, din, dil, renk, cinsiyet, cinsel yönelim, yaş, engellilik ve benzeri sebeplerden dolayı duyulan ön yargıdır. Burada fail mağdura sahip olduğu kimlikten kaynaklı olarak bu kimliği ile mevcut toplumun bir parçası olamayacağını ve böyle bir hakkının olmadığı mesajı verilmektedir.  AGİT kayıtlarına göre Türkiye her ne kadar yıllık verilerini iletse de kolluk tarafından nefret suçu kaydı tutulmayan ülkelerden biridir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;"><strong>Nefret suçu</strong>; bir kişiye veya gruba karşı ırk, dil, din,  cinsiyet  ve cinsel yönelim gibi ön yargı doğurabilecek nedenlerden ötürü işlenen, genellikle şiddet içeren suçlardır. Eğer bu suç bir defaya mahsus olarak işlenmemişse ve süreklilik arz ediyorsa, suç işleyenler <strong>nefret grubu</strong> olarak tanımlanmaktadır. Burada kanunda suç olarak tanımlanan eylem mağdurun kimliğinden kaynaklı duyulan nefret nedeniyle sistematik ve planlı bir şekilde işlenmektedir. Diğer bir ifade ile ortada KHK’lılara duyulan nefret saikiyle KHK’lıları hedef alan ve nefret söylemini aşıp doğrudan nefret suçunu oluşturan yaygınꓹ somut ve fiziki bir eylem bir durumu söz konusudur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;">Diğer taraftan nefret suçu TCK’nın “Nefret ve Ayırımcılık Suçu”  başlıklı 122. maddesinde de düzenlenmiştir. Buna göre:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;"><em> (1) Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle; </em></span></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li><span style="font-size: 10pt;"><em>a) Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini, </em></span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;"><em>b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını, </em></span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;"><em>c) Bir kişinin işe alınmasını, </em></span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;"><em>d) Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını, engelleyen kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</em></span></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;">Maddedeki düzenleme uyarınca  yağma, hakaret, yaralama, öldürme ve cinsel saldırı sözlü taciz, tehdit ve nefret içerikli hakaret gibi suçların, yukarıda sayılan özellikleri taşıyan kişilere karşı önyargı ile işlenmesi bu suçların yanı sıra nefret suçunu da oluşturacaktır. Benzer şekilde;</span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-size: 10pt;">Kişinin ait olduğu yukarıda bahsedilen gruplardan kaynaklı olarak işten çıkarılması,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">Kişinin HH mensubu olması veya KHK’lı olduğundan bahisle banka veya sağlık veyahut bir başka kamu hizmetini almasının engellenmesi,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">Kişinin yukarıda bahsedilen gruplardan birine olan aidiyeti nedeniyle kamusal ibadet alanlarına girişinin engellenmesi,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">Hükümlü olması nedeniyle denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme koşulları oluşmasına karşın kişinin Hizmet Hareketi mensubu olması nedeniyle bu haklardan sistematik ve planlı olarak faydalandırılmaması,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">KHK ile ihraç edilmesine karşın Komisyon veya Mahkeme kararıyla göreve iade edilen bir kişinin ilgili kurum tarafından görevi kötüye kullanmak suretiyle göreve başlatılmaması,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">Özel sektörde işveren olan kişinin veya esnafın iş yapmasını engelleyici uygulamalara ya da belediye veya diğer kamu kurumları tarafından haksız ve kötü niyetli denetimlere veya idari para cezalarına tabi tutulması,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">İşyerlerinin kundaklanması veya mala yönelik tahrip etme ve zarar verme eylemlerinin gerçekleştirilmesi,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">Geçmişte KHK ile kapanmış kurumlarda çalışmış olmak veya bu kurumlardan mezun olmak ya da KHK ile ihraç edilmiş olmak nedeniyle yapılan iş başvurularının reddedilmesi,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">Kişinin çalıştığı iş yerinde bu sebeple mobinge uğraması,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">Kişinin KHK ile ihraç edilmiş olmaktan kaynaklı olarak malvarlığına el konulması ve el koyma kararı kalkmasına rağmen satış ve devir işlemlerinin yapılmaması,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">Kişinin KHK’lı veya Hizmet Hareketi mensubu olduğunu belirtmek ve toplumda onu damgalamak için ad veya lakap takılması ya da yazılı görsel ve sosyal medyada hedef haline getirilmesi,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">Kişinin örgüt üyeliğinden yargılanması veya KHK ile ihraç edilmiş olması nedeniyle postayla, e-postayla, telefonla, mesajla, veya duvar yazısı ile rahatsız edilmesi,</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;">şeklindeki eylemler de nefret suçunu oluşturacaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;">İzah edilen gerekçeler ışığında, <strong>Justice Square Foundation</strong> (<strong>JSF) </strong>tarafından başta <strong>AGİT </strong>olmak üzere uluslararası kuruluşlarca hazırlanacak raporlama çalışmalarına katkı sunmak için bir çalışma yapılacaktır. Özellikle 2022 yılını kapsayan rapor çalışmalarında kullanılmak üzere Türkiye’de veya yurtdışında nefret eylemlerine maruz kalan kişilerin bu konudaki somut bilgi ve beyanlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Yukarıdaki açıklamada örneklemesi yapılan ve nefret suçunu oluşturan eylemlerin uluslararası kurumlar nezdinde gündeme getirilmesi bakımından aşağıdaki şablonda belirtilen şekilde olayꓹ yerꓹ tarih, fail ve olay bilgisi gibi temel bilgiler ile varsa şikayet ve alınan bir yargı kararının <strong>justicesquarefoundation@gmail.com</strong> adresine bildirilmesi gerekmektedir. Hukuksuzlukla mücadele adına bu eylemleri gerçekleştiren faillerin ortaya çıkarılması ve bu konudaki devlet politikasını bütün dünyaya anlatılması adına yardımlarınıza ihtiyaç vardır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;">Bu noktada toplanacak veriler kişisel verilerin gizliğine uygun olarak ve yalnızca JS bünyesindeki veya benzer veriler çerçevesinde çalışmalar yapan uluslararası kuruluşlarla yapılacak çalışmalarda kullanılacaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.justicesquare.com/wp-content/uploads/2023/03/NEFRET-SUCU-BILDIRIM-FORMU.docx">NEFRET SUÇU BİLDİRİM FORMU</a></p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRKİYE’DE 15 TEMMUZ SONRASI İŞLENEN NEFRET SUÇLARI</title>
		<link>https://www.justicesquare.com/blog/2023/03/02/turkiyede-15-temmuz-sonrasi-islenen-nefret-suclari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2023 17:07:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Actual]]></category>
		<category><![CDATA[Articles]]></category>
		<category><![CDATA[Türkish]]></category>
		<category><![CDATA[TURKISH WRITINGS]]></category>
		<category><![CDATA[ADALET BAKANLIĞI]]></category>
		<category><![CDATA[Gülen Movement]]></category>
		<category><![CDATA[Hate Crimes]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[İçişleri Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Suçları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.justicesquare.com/?p=1902</guid>

					<description><![CDATA[Bilindiği üzere, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası başta Gülen Hareketi mensupları olmak üzere muhalif kesime yönelik başlatılan soruşturmalarda sistematik ve toplu gözaltı ve tutuklama kararları verilmiş ve adeta rejim mahkemelerine dönüşen yargı mercilerince ağır cezalara çarptırılmışlardır. Bu hukuksuz süreçte insanların en temel hakları olan özgürlük ve güvenlik ile adil yargılanma hakları bir devlet politikası olarak &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;">Bilindiği üzere, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası başta Gülen Hareketi mensupları olmak üzere muhalif kesime yönelik başlatılan soruşturmalarda sistematik ve toplu gözaltı ve tutuklama kararları verilmiş ve adeta rejim mahkemelerine dönüşen yargı mercilerince ağır cezalara çarptırılmışlardır. Bu hukuksuz süreçte insanların en temel hakları olan özgürlük ve güvenlik ile adil yargılanma hakları bir devlet politikası olarak ellerinden alınırken gerek ceza evlerinde ve gerekse sivil hayatta bu nefret politikasının etkisi ile sivil ölüme terkedilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;">Bu sivil ölüme terk sürecinde başvurulan yöntemlerden biri de nefret söylemi ve suçlarıdır. Türkiye’de 17/25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarıyla başlayan ve 15 Temmuz darbe girişimiyle devlet politikası haline gelen nefret söylemi ve devlet uygulamaları toplumda da karşılık bulmuştur. İktidar mensupları ve devlet görevlilerinin geliştirdiği nefret politikaları doğrudan eyleme dökülmüş ve ortaya çok ciddi <strong>nefret suçları</strong> çıkmaya başlamıştır. Kamu görevliler tarafından gerek cezaevinde ve gerekse sivil hayatta başta KHK’lılar olmak üzere muhalif kesime yönelik gerçekleştirilen şiddetꓹ tehditꓹ yaralama ve taciz gibi eylemlerin benzerlerinin sivil vatandaşlar tarafından da <strong>nefret saikiyle</strong> işlendiği görülmektedir. Bu noktada vahim olan ise bu eylemlerin yargı mercilerince cezasız bırakılmasıdır. Burada iktidar söylemiyle bir politika olarak geliştirilen muhaliflere yönelik nefret söylemi yargı eliyle de koruma altına alınmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;">Son günlerde; deprem nedeniyle <strong>TUBİTAK</strong> tarafından verilecek burs bakımından KHK’lı olmaması koşulu getirilmesi veya deprem nedeniyle alınacak banka kredisinin başvurucunun eşinin KHK ile ihraç edilmiş olması nedeniyle reddedilmesi ya da <strong>YÖK’ün</strong> KHK ile ihraç edilip iadesine karar verilen öğretim görevlilerinin İstanbul, Ankara ve İzmir illeri dışına yapılan atamalarının “Geri Alınmayacağına” ve “AYM kararının uygulanmayacağına” dair işlemleri veyahut <strong>İş Bankası</strong> tarafından KHK’lı depremzede için banka hesabı açılmaması Türkiye’deki nefret eylemlerinin geldiği noktayı ortaya koymaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;">Bu zamana kadar bu hukuksuzlukların uluslararası kuruşlulara taşınması ve bu kuruşluların raporlarında yer bulması için yoğun bir gayret sarf edilmektedir. Bu kapsamda, Türkiye’de son dönemde gerçekleştirilen nefret suçlarının tespit ve uluslararası raporlara yansıtılması için <strong>Justice Square Foundation (JSF)</strong> bünyesinde yeni bir çalışma başlatılmıştır. Bu noktada çalışmanın sağlıklı yapılabilmesi ve doğru verilerin sahadan toplanabilmesi bakımında öncelikle nefret suçlarını oluşturan eylemlerin tespiti ve <strong>“nefret suçu”</strong> kavramının kısaca açıklanması gerekmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;"><strong>Nefret suçu</strong>; bir kişiye veya gruba karşı ırk, dil, din, cinsiyet ve cinsel yönelim gibi ön yargı doğurabilecek nedenlerden ötürü işlenen, genellikle şiddet içeren suçlardır. Eğer bu suç bir defaya mahsus olarak işlenmemişse ve süreklilik arz ediyorsa, suç işleyenler <strong>nefret grubu</strong> olarak tanımlanmaktadır. Burada kanunda suç olarak tanımlanan eylem mağdurun kimliğinden kaynaklı duyulan nefret nedeniyle sistematik ve planlı bir şekilde işlenmektedir. Diğer bir ifade ile nefret saikiyle yaygınlaşan bir durum söz konusudur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;">Uluslararası kuruluşlar nefret suçu ve söylemiyle mücadele adına yılık raporlar yayınlamakta ve muhatap ülkeler bu konuda gerekli tedbirleri almaya davet etmektedirler. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı  <strong>(AGİT)</strong> bu kurumlardan biridir. AGİT’e göre ortada bir nefret suçunun bulunduğuna karar verebilmek için, suç teşkil eden bir eylemin <strong>nefret saikiyle</strong> işlenmiş olması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle burada <strong>özel bir kast</strong> bulanmaktadır. Burada nefretin kaynağı ise mağdura karşı ait olduğu ırk, milliyet, etnik köken, din, dil, renk, cinsiyet, cinsel yönelim, yaş, engellilik ve benzeri sebeplerden dolayı duyulan ön yargıdır. Burada fail mağdura sahip olduğu kimlikten kaynaklı olarak bu kimliği ile mevcut toplumun bir parçası olamayacağını ve böyle bir hakkının olmadığı mesajı verilmektedir.  AGİT kayıtlarına göre Türkiye her ne kadar yıllık verilerini iletse de kolluk tarafından nefret suçu kaydı tutulmayan ülkelerden biridir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;"><strong>Nefret suçu</strong>; bir kişiye veya gruba karşı ırk, dil, din,  cinsiyet  ve cinsel yönelim gibi ön yargı doğurabilecek nedenlerden ötürü işlenen, genellikle şiddet içeren suçlardır. Eğer bu suç bir defaya mahsus olarak işlenmemişse ve süreklilik arz ediyorsa, suç işleyenler <strong>nefret grubu</strong> olarak tanımlanmaktadır. Burada kanunda suç olarak tanımlanan eylem mağdurun kimliğinden kaynaklı duyulan nefret nedeniyle sistematik ve planlı bir şekilde işlenmektedir. Diğer bir ifade ile ortada KHK’lılara duyulan nefret saikiyle KHK’lıları hedef alan ve nefret söylemini aşıp doğrudan nefret suçunu oluşturan yaygınꓹ somut ve fiziki bir eylem bir durumu söz konusudur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;">Diğer taraftan nefret suçu TCK’nın “Nefret ve Ayırımcılık Suçu”  başlıklı 122. maddesinde de düzenlenmiştir. Buna göre:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;"><em> (1) Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle; </em></span></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li><span style="font-size: 10pt;"><em>a) Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini, </em></span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;"><em>b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını, </em></span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;"><em>c) Bir kişinin işe alınmasını, </em></span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;"><em>d) Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını, engelleyen kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</em></span></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;">Maddedeki düzenleme uyarınca  yağma, hakaret, yaralama, öldürme ve cinsel saldırı sözlü taciz, tehdit ve nefret içerikli hakaret gibi suçların, yukarıda sayılan özellikleri taşıyan kişilere karşı önyargı ile işlenmesi bu suçların yanı sıra nefret suçunu da oluşturacaktır. Benzer şekilde;</span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-size: 10pt;">Kişinin ait olduğu yukarıda bahsedilen gruplardan kaynaklı olarak işten çıkarılması,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">Kişinin HH mensubu olması veya KHK’lı olduğundan bahisle banka veya sağlık veyahut bir başka kamu hizmetini almasının engellenmesi,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">Kişinin yukarıda bahsedilen gruplardan birine olan aidiyeti nedeniyle kamusal ibadet alanlarına girişinin engellenmesi,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">Hükümlü olması nedeniyle denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme koşulları oluşmasına karşın kişinin Hizmet Hareketi mensubu olması nedeniyle bu haklardan sistematik ve planlı olarak faydalandırılmaması,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">KHK ile ihraç edilmesine karşın Komisyon veya Mahkeme kararıyla göreve iade edilen bir kişinin ilgili kurum tarafından görevi kötüye kullanmak suretiyle göreve başlatılmaması,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">Özel sektörde işveren olan kişinin veya esnafın iş yapmasını engelleyici uygulamalara ya da belediye veya diğer kamu kurumları tarafından haksız ve kötü niyetli denetimlere veya idari para cezalarına tabi tutulması,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">İşyerlerinin kundaklanması veya mala yönelik tahrip etme ve zarar verme eylemlerinin gerçekleştirilmesi,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">Geçmişte KHK ile kapanmış kurumlarda çalışmış olmak veya bu kurumlardan mezun olmak ya da KHK ile ihraç edilmiş olmak nedeniyle yapılan iş başvurularının reddedilmesi,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">Kişinin çalıştığı iş yerinde bu sebeple mobinge uğraması,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">Kişinin KHK ile ihraç edilmiş olmaktan kaynaklı olarak malvarlığına el konulması ve el koyma kararı kalkmasına rağmen satış ve devir işlemlerinin yapılmaması,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">Kişinin KHK’lı veya Hizmet Hareketi mensubu olduğunu belirtmek ve toplumda onu damgalamak için ad veya lakap takılması ya da yazılı görsel ve sosyal medyada hedef haline getirilmesi,</span></li>
<li><span style="font-size: 10pt;">Kişinin örgüt üyeliğinden yargılanması veya KHK ile ihraç edilmiş olması nedeniyle postayla, e-postayla, telefonla, mesajla, veya duvar yazısı ile rahatsız edilmesi,</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;">şeklindeki eylemler de nefret suçunu oluşturacaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;">İzah edilen gerekçeler ışığında, <strong>Justice Square Foundation</strong> (<strong>JSF) </strong>tarafından başta <strong>AGİT </strong>olmak üzere uluslararası kuruluşlarca hazırlanacak raporlama çalışmalarına katkı sunmak için bir çalışma yapılacaktır. Özellikle 2022 yılını kapsayan rapor çalışmalarında kullanılmak üzere Türkiye’de veya yurtdışında nefret eylemlerine maruz kalan kişilerin bu konudaki somut bilgi ve beyanlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Yukarıdaki açıklamada örneklemesi yapılan ve nefret suçunu oluşturan eylemlerin uluslararası kurumlar nezdinde gündeme getirilmesi bakımından aşağıdaki şablonda belirtilen şekilde olayꓹ yerꓹ tarih, fail ve olay bilgisi gibi temel bilgiler ile varsa şikayet ve alınan bir yargı kararının <strong>justicesquarefoundation@gmail.com</strong> adresine bildirilmesi gerekmektedir. Hukuksuzlukla mücadele adına bu eylemleri gerçekleştiren faillerin ortaya çıkarılması ve bu konudaki devlet politikasını bütün dünyaya anlatılması adına yardımlarınıza ihtiyaç vardır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;">Bu noktada toplanacak veriler kişisel verilerin gizliğine uygun olarak ve yalnızca JS bünyesindeki veya benzer veriler çerçevesinde çalışmalar yapan uluslararası kuruluşlarla yapılacak çalışmalarda kullanılacaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt;"><a href="https://www.justicesquare.com/wp-content/uploads/2023/03/NEFRET-SUCU-BILDIRIM-FORMU.docx">NEFRET SUÇU BİLDİRİM FORMU</a></span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ADALET BAKANLIĞI MEVZUAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN İNCİLER</title>
		<link>https://www.justicesquare.com/blog/2023/01/16/adalet-bakanligi-mevzuat-genel-mudurlugunden-inciler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2023 15:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Articles]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Bahadır ASLAN]]></category>
		<category><![CDATA[TURKISH WRITINGS]]></category>
		<category><![CDATA[“Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük]]></category>
		<category><![CDATA[ADALET BAKANLIĞI]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem ÇETİNTÜRK]]></category>
		<category><![CDATA[HAKYOL]]></category>
		<category><![CDATA[İnfaz Yönetmeliği]]></category>
		<category><![CDATA[MENZİL]]></category>
		<category><![CDATA[MEVZUAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi ACAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.justicesquare.com/?p=1825</guid>

					<description><![CDATA[Bilindiği üzere Cumhurbaşkanlığı’nın 28.3.2020 tarihli ve 2324 sayılı Kararı’yla “Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün yürürlükten kaldırılmasına ve “Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik&#8216;in (İnfaz Yönetmeliği) yürürlüğe konulmasına karar verilmiş ve bu karar 29.3.2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmıştı. İnfaz mevzuatında yapılan bir kısım &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;">Bilindiği üzere Cumhurbaşkanlığı’nın <strong>28.3.2020 </strong>tarihli ve 2324 sayılı Kararı’yla “<strong>Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük</strong>’ün yürürlükten kaldırılmasına ve “<strong>Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik</strong>&#8216;in (İnfaz Yönetmeliği) yürürlüğe konulmasına karar verilmiş ve bu karar 29.3.2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;">İnfaz mevzuatında yapılan bir kısım yasal değişikliklerle uyumun sağlanması için  Cumhurbaşkanlığı’nın <strong>11.11.2021 </strong>tarihli ve 4773  sayılı Kararı’yla İnfaz Yönetmeliği’nin 51 maddesinde değişiklik yapıldı. Yapılan değişiklikleri ise 12/11/2021 tarihli resmi gazetede yayınlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;">İnfaz Yönetmeliği gibi infaz surecinin en önemli düzenlemesinin aradan bir buçuk yıl sonra bu kadar kapsamlı değişikliği uğramasını temel nedeni esasen yönetmelik hazırlayan Adalet Bakanlığı  <a href="http://mgm.adalet.gov.tr/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong>Mevzuat Genel Müdürlüğü</strong></a>ile Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Birimindeki görevli bürokratların özensiz tutumundan kaynaklanmaktadır. Adalet Bakanlığı’nda 17/25 Aralık sureciyle birlikte başlayan nitelikli kadroların tasfiyesi ve nihayetinde 15 Temmuz Darbe girişimi sonrası niteliksiz partizan bürokratların hükümranlığı ile birlikte mevzuat yazma usul ve esasları terk edilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;">17/25 Aralık Rüşvet Yolsuzluk Operasyonları öncesinde mevzuat yazım teknik ve yöntemlerinin çok profesyonel bir bicimde yürütüldüğü o dönem çıkan kanun ve yönetmeliklerden açıkça görülmektedir. Tasfiye süreciyle birlikte Kenan Özdemir gibi bu işin duayeni olan bürokratlar tasfiye edilip cezaevlerinde sivil ölüme terk edilirken meydan <strong>HAKYOL</strong> ve <strong>MENZİL</strong> benzeri yapılardan destek alan <strong>Ekrem ÇETİNTÜRK</strong>  ve <strong>Niyazi ACAR’a</strong> kaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;">Kadroların işgalini sorumsuz ve sınırsız yetki olarak algılayan bu bürokratlar mevzuat hazırlamanın usul ve esaslarını terk etmiş ve çalakalem hazırladıkları taslakları Cumhurbaşkanlığının ilgili birimine havale etmek suretiyle iş görmeye başladılar. Bunun en iyi örneği ise yaptığım bir çalışmada ele aldığım <strong>İnfaz Yönetmeliğinde</strong> gösterdiler. Yönetmelikte belki Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hazırlanan hiçbir mevzuatta görülmeyecek kadar yazım yanlışına ve anlatım bozukluğuna imza atılmış. Bu kadar önemli bir mevzuat düzenlemesi çalakalem hazırlanmış ve hiçbir şekilde kontrol edilmeden Cumhurbaşkanlığına kabul edildikten sonra yayınlanmak üzere gönderilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;">İnfaz Yönetmeliği gibi önemli bir mevzuat çalışmasında yapılan bu yazım yanlışları ve anlatım bozuklukları normal zamanda ilgili bürokratlar için ciddi bir sorundur.  Ancak <strong>Saray Rejimi</strong> hakim olduğu için hemen örtbas edilmiştir. Bunun için de <strong>Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik </strong>çıkarıldı. Yönetmelik değişikliği ile düzeltilen yazım yanlışları ve anlatım bozukluklarını sizin takdirlerinize bırakıyoruz:</p>



<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;"><strong>Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik</strong></p>



<ul class="wp-block-list" style="text-align: justify;">
<li>MADDE 25- Aynı Yönetmeliğin 59 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan <strong>&#8220;işlemlerine&#8221;</strong> ibaresi <strong>&#8220;işlemlerini&#8221;</strong> şeklinde değiştirilmiştir.</li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized" style="text-align: justify;"><a href="https://www.justicesquare.com/wp-content/uploads/2023/01/25.madde_.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1826" src="https://www.justicesquare.com/wp-content/uploads/2023/01/25.madde_.png" alt="" width="830" height="98" srcset="https://www.justicesquare.com/wp-content/uploads/2023/01/25.madde_.png 474w, https://www.justicesquare.com/wp-content/uploads/2023/01/25.madde_-300x35.png 300w" sizes="auto, (max-width: 830px) 100vw, 830px" /></a></figure>



<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;"><em>Hükümlünün kişisel eşyasının korunması MADDE 59- (1) Hükümlünün beraberinde getirmiş olduğu eşya ve elbiseler temizlendikten sonra bir paket yapılır ve ambar memuruna teslim edilir. Ambar memuru, gelen eşyaya ilişkin gerekli kayıt <strong>işlemlerini</strong> yapar ve buna ilişkin kaydın bir örneği hükümlüye verilir, birisi eşya paketi üzerine iliştirilir, diğeri de kurum kayıtlarında muhafaza edilir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;"><strong><em>NOT:</em></strong><em> Burada metnin tekrar okunmadan ve gerekli yazım ve dilbilgisi kontrolleri yapılmadan  yayınlandığı çok net olarak görülmektedir. Zira  “…kayıt <strong>işlemlerine </strong>yapar” şeklinde bir ifadenin anlatım bozukluğu içerdiği ve  basit bir okumayla dahi görüleceği açıktır.</em></p>



<ul class="wp-block-list" style="text-align: justify;">
<li><strong>MADDE 26-</strong> Aynı Yönetmeliğin 62 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan <strong>&#8220;göra&#8221;</strong> ibaresi <strong>&#8220;göre&#8221;</strong> şeklinde değiştirilmiştir.</li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized" style="text-align: justify;"><a href="https://www.justicesquare.com/wp-content/uploads/2023/01/26.madde_.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1827" src="https://www.justicesquare.com/wp-content/uploads/2023/01/26.madde_.png" alt="" width="822" height="88" srcset="https://www.justicesquare.com/wp-content/uploads/2023/01/26.madde_.png 487w, https://www.justicesquare.com/wp-content/uploads/2023/01/26.madde_-300x32.png 300w" sizes="auto, (max-width: 822px) 100vw, 822px" /></a></figure>



<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;"><em>Hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılması MADDE 62- (1) Hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılması, 5275 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinde belirtilen esaslara <strong>göre</strong> yapılır</em></p>



<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;"><strong><em>NOT:</em></strong><em> Metindeki  “göre” kelimesinin  <strong>“göra”</strong> olarak yazılması yapılacak basit bir incelemeyle bunun yazım yanlışı içerdiği tespit edilebilecek niteliktedir.</em></p>



<ul class="wp-block-list" style="text-align: justify;">
<li><strong>MADDE 31-</strong> Aynı Yönetmeliğin 80 inci maddesinin başlığında yer alan <strong>&#8220;eşyalar&#8221;</strong> ibaresi <strong>&#8220;eşya&#8221;</strong> şeklinde değiştirilmişti</li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized" style="text-align: justify;"><a href="https://www.justicesquare.com/wp-content/uploads/2023/01/31.madde_.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1828" src="https://www.justicesquare.com/wp-content/uploads/2023/01/31.madde_.png" alt="" width="860" height="89" srcset="https://www.justicesquare.com/wp-content/uploads/2023/01/31.madde_.png 492w, https://www.justicesquare.com/wp-content/uploads/2023/01/31.madde_-300x31.png 300w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" /></a></figure>



<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;"><strong><em>Oda ve eklentilerinde bulundurulabilecek kişisel eşya</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;"><em>MADDE 80- (1) Kapalı kurumlarda bulunan hükümlülerin oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri veya bulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbi malzeme ve diğer ihtiyaç maddeleri Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;"><strong><em>NOT:</em></strong> Buradaki “eşya” kelimesi<em>  </em>&#8220;şey&#8221; kelimesinin çoğuludur, yani &#8220;eşya&#8221; &#8220;şeyler&#8221; demektir. Bu sebeple de mevzuat çalışmasında &#8220;eşyalar&#8221; diye bir kullanım olmaz. Geçmiş mevzuat çalışmaları dahi incelense bu kullanımın hatalı olduğu görülecektir.</p>



<ul class="wp-block-list" style="text-align: justify;">
<li><strong>MADDE 32-</strong> Aynı Yönetmeliğin 81 inci maddesinin başlığında yer alan <strong>&#8220;Hükümlüleri&#8221;</strong> ibaresi <strong>&#8220;Hükümlülerin&#8221;</strong> şeklinde değiştirilmiştir.</li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized" style="text-align: justify;"><a href="https://www.justicesquare.com/wp-content/uploads/2023/01/32.-madde.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1829" src="https://www.justicesquare.com/wp-content/uploads/2023/01/32.-madde.png" alt="" width="816" height="71" srcset="https://www.justicesquare.com/wp-content/uploads/2023/01/32.-madde.png 496w, https://www.justicesquare.com/wp-content/uploads/2023/01/32.-madde-300x26.png 300w" sizes="auto, (max-width: 816px) 100vw, 816px" /></a></figure>



<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;"><strong><em>Hükümlülerin çalıştırılması</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;"><em>MADDE 81- (1) Kurum hekimi tarafından ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı olduğu belirlenen meslek sahibi olmayan hükümlüler ile meslek sahibi olan istekliler, kurum imkanları ölçüsünde belirlenen ücret karşılığında, atölye veya işyurtlarında, 5275 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinde belirtilen hususlar dikkate alınarak çalıştırılabilir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;"><strong><em>NOT: </em></strong><em> </em>Adalet Bakanlığı hazırladığı İnfaz Yönetmeliğinin 80 ve 81. maddelerinde doğrudan madde başlığında anlatım bozukluğuna sebebiyet veren yazım yanlışını görememiştir. Zira madde başlığındaki   “<strong>Hükümlüleri çalıştırılması</strong>” şeklinde bir ifadenin anlatım bozukluğu içerdiği ve basit bir okumayla dahi görülebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;">Görüldüğü üzere bir tek İnfaz Yönetmeliğinde yapılan basit incelemede bu kadar yazım yanlışı ve anlatım bozukluğu tespit edilmiştir. Esasen bu dönemde çıkarılan çoğu mevzuatta benzer durumlar vardır. Niteliksiz kadrolar tarafından adeta dingonun ahırına çevrilen Adalet Bakanlığı’nın hali ortada.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
